• TR
  • EN

Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları

Herkeste olduğu gibi, durumlar karşısında kendimizi endişeli hissetmemiz gayet doğal. Bir teste girmeden önce, bir sorunla karşı karşıya kaldığımızda ya da önemli bir karar vermeden önce kendimizi gergin ve endişeli hissedebiliriz. Bu kaygı duygusu aslında bir yandan insanın hayatta kalması için oldukça önemli, doğal bir duygu durumudur çünkü kaygı bedenimizde bulunan alarm sisteminin aktive olmasını sağlayarak kişinin kendini korumasında etkilidir. Ancak kaygı bozukluklarında  ( anksiyete  ) hissettiğimiz normal bir endişeden çok daha farklıdır ve yarattığı sıkıntı, normal yaşamınızla devam etmenizi engelleyebilmektedir. Bu rahatsızlığa sahip olan biri sürekli endişe ve korku içindedir ve bundan çok bunalmıştır. Anksiyete bozuklukları kişinin duygu, düşünce ve davranışlarını etkiler ve eğer tedavi edilmezse, sosyal, mesleki ve kişiler arası ilişkilerde önemli problemlere yol açabilir. Fakat doğru tedavi ile birçok insan bu duyguları yönetebilmeyi öğrenip tatmin edici bir şekilde hayatlarına  geri dönmektedir.

Kaygı bozuklukları her biri kendine özgü özellikler taşıyan bir çok bozukluğu içeren tanı grubudur ve hepsinin en ortak özelliği hissedilen yüksek kaygıdır. Bu bozukluklar ;

Panik Bozukluk

Kişi kendiliğinden ve sebep yokken kendini gergin hissederek panik atak yaşar. Genellikle panik atak sırasında alışılmadık derecede güçlü veya düzensiz kalp atışları, göğüs ağrısı, çarpıntı, baş dönmesi, bayılma hissi, uyuşmalar, ateş basması, derealizasyon (çevreye yabancılaşma, gerçek değilmiş hissi), depersonalizasyon (kendi bedenine yabancılaşma, dışarıdan bakıyormuş hissi), kontrolünü kaybetme, delirme korkusu ve ölecekmiş gibi hissedilir ve çoğu kişi o sırada boğulduğunu veya kalp krizi geçirdiğini hisseder. Bu ataklar 5-10 dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir. Panik bozukluğu olan kişiler, tekrar atak yaşayacaklarından dolayı sürekli endişe içindedirler ve bu atakları tekrar yaşamamak için belirgin  davranış değişiklikleri gösterirler.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu

Sosyal fobi olarak da adlandırılan bu rahatsızlık , gündelik sosyal durumlarda  çok yoğun bir endişe ve kötü bir öz-bilinç hissetmenize neden olur. Diğer insanların onu yargıladığına  ya da utanılacak ve alay konusu olacak bir şey yaptığına inanırlar. Sosyal ortamlarda bulunma ve performans gerektiren durumlarda ani kaygı tepkisi oluşur ve bu kaygı, panik atak formunda olabilir. Genellikle sosyal fobikler sosyal ortamlarda yüz kızarması, titreme, terleme, nefes almada güçlük, ağız kuruluğu, bulantı, kalp atışlarının hızlanması, aniden idrara çıkma isteği ve bu kaygının ve fiziksel belirtilerin diğer insanlar tarafından fark edileceği ve küçük duruma düşeceği inancıyla ortamdan uzaklaşma, kaçma isteği duyarlar.

Özgül Fobiler

Yükseklik veya uçuş gibi belirli bir nesne veya durumdan korkmaktır. Korku, normal olanın ötesine geçer ve sıradan durumlardan kaçınmanıza neden olur. En sık görülen fobiler, yükseklik, kapalı mekanlar, uçma , kan görme, yaralanma, iğne olma ve kedi, kopek, örümcek, yılan gibi hayvan fobileridir. Kişilerde bu korkular o kadar yoğundur ki, bu obje  ve durumlardan kaçınmak için akıl dışı bir çaba sarf ederler.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Aşırı, gerçekçi olmayan bir nedenden dolayı kaygı, endişe ve gerginlik hissetmektir. Kaygının yoğunluğu ve sıklığı, korkulan olayın etkisine uygun değildir. Gerçekçi olmayan ve kişinin kontrol edemediği bu durumun tipik özellikleri huzursuzluk, konsantre olmakta zorluk, uyku bozukluğu, yorgunluk ve  sinirli olmadır.

Tüm kaygı bozuklukları aslında genel semptomları paylaşmaktadırlar. Bunlar :

  • Panik, korku ve huzursuzluk
  • Uyku sorunları
  • Sakin kalmamak
  • Eller ve ayaklarda terleme, uyuşukluk veya karıncalanma
  • Nefes darlığı
  • Kalp çarpıntısı
  • Kuru ağız
  • Mide bulantısı
  • Kaslarda gerilme
  • Baş dönmesi

Araştırmacılar anksiyete bozukluklarını neyin neden olduğunu tam olarak bilemektedir. Fakat psikolojik rahatsızlıkların diğer formları gibi, beynimizdeki değişikler, genlerimiz ve çevresel stressörler dahil olmak üzere bir çok şeyin birleşiminden kaynaklandığı bilinmektedir.  Özellikle aile geçmişinde kaygı bozuklukları olan bireylerinde kaygı bozukluğu yaşama olasılıkları yüksektir. Bu hem genetik faktörlerden hem de yetiştirme tarzının bireyin üstündeki etkisinden kaynaklanmaktadır.

Kaygı bozuklukları tedavisinde psikoterapi oldukça etkilidir. Ancak bunun yanında antidepresanlar da özellikle panik atakların yanı sıra sosyal veya yaygın anksiyete bozukluğu için reçete edilmektedirler. Terapi sırasında psikiyatrist ve ya bir psikologla anksiyete bozukluğunuzu nasıl anlayacağınız ve nasıl ele alacağınız hakkında konuşmak tedavi için etkili olacaktır. Psikoterapistiniz, aynı zamanda bu derin kaygı veya paniği tetikleyen düşünce kalıplarının ne olduğunu ve davranışlarını nasıl değiştireceğinizi öğretir.

Bunun yanında kaygı bozukluğu yaşayan bireyler kendileri de bir takım şeylere dikkat ederek kendi kaygı seviyelerini azaltabilirler.

Düzenli ve doğru beslenme, egzersiz yapma  ve uykuyu düzenlemek de  anksiyete seviyesini azaltmaktadır. Örneğin koşmak, bisiklete binmek ve egzersiz yapmak,  ruh halinizi iyileştiren beyin kimyasallarını serbest bırakmanıza yardımcı olur.

Uyku sorunları ve anksiyete bozukluğu çoğu zaman yanyana ilerler. İyi dinlenmeyi bir öncelik haline getirmek önemlidir. Yatmadan önce kendinize  rahatlatıcı bir rutin belirleyip uygulayabilirsiniz.

Uzm. Psikolog Nazlı ŞERİFOĞLU

RANDEVU ALIN